Cuma , Ekim 18 2019

RASPUTİN

       Grigori Yefimoviç Rasputin

       22 Ocak 1869’da, Ural Dağları’nın yakınındaki Pokrovskoye köyünde dünyaya gelmiştir. Ailesi çifçilikle uğraşan köyün ileri gelen zengin ailelerinden biridir. Rasputin’in Maria isminde sara hastası bir kız kardeşi  ve Dimitri isminde de bir erkek kardeşi  vardır. Maria,  Tuna Nehri’nde boğularak ölmüştür.Rasputin ve erkek kardeşi Dimitri göletin kenarında oynarlarken, Dimitri suya düşmüş ve  Rasputin de onu kurtarmak için arkasından atlamıştır. İki kardeş boğulmak üzerelerken yoldan geçenler  onları kurtarmıştır. Dimitri kurtarılmasına rağmen zatüre olup ve hayatını kaybetmiştir. İki acıyı aynı anda yaşayan Rasputin çocuklarının isimlerini de Maria ve Dimitri koymaya karar verir.

         Rasputin genç yaşlarda kendisinin diğer insanlardan farklı olduğunu görmeye başlamıştı. Zaman geçtikçe hipnoz yeteğinin olduğunu farketmişti. Hikaye tam olarak şöyle başlamıştı: bir gün babasının atı çalındı ve Rasputin , kafasında belirlediği kişilerin hırsız olduğuna halkı ikna etmiş  ve hırsızların linç edilmelerini sağlamıştı. Rasputin, okuma ve yazma bilmemesine rağmen hipnoz yeteneği ve zekası ile insanları etrafına toplamayı çok iyi beceriyordu.

          Hırsızlık suçundan bir kaç kez hapse girdi , 18 yaşında üç ayını Verkhoturye Manastırı’nda geçirmek zorunda kaldı. Orada geçirdiği zaman zarfında  Meryem Ana’nın ona göründüğünü iddia etmeye başlamış ve kendini seçilmiş bir aziz olarak tanıtmaya başlamıştı.

        Çok da iyi geçmeyen gençlik yaşamının ardından, Ortadoksların ‘hain’ bir tarikat olarak nitelendirdikleri  Skopsty Tarikatı ile tanıştı. Bu tarikatın müritleri, Tanrıya ulaşmanın tek yolunun ‘günah’ işlemek olduğunu vaaz veriyorlardı ve bu durum Rasputin’in oldukça ilgisini çekmişti.Bu topluluk evlilik dışı cinsel ilişkiye teşvik  ediyor ve günah işleyerek günahtan çıkacaklarına inanıyorlardı. Bu durum da Rasputin’in kadınlara olan ilgisine yeterince açıklık getriyor.

       1889 yılında Proskovia Fyodorovna ile evlendi ve üç çocuğu oldu. İsimlerini de kardeşleri öldüğünde söz verdiği gibi; Maria, Dimitri ve Varvana koydu. Başka bir kadından da gayrimeşru bir çocuğu daha oldu.1901 senesinde bir aziz olduğunu iddia ederek Pokrovkoye’deki evini terk etti. Yolculuğu süresince Yunanistan ve Kudüs başta olmak üzere bir çok yer gezdi.  1903 senesinde ST. Petersburg’a varan Rasputin’in burada mistik bir şivacı, bir aziz olarak ünlenmeye başlamıştı. Saray halkı; pejmürde ve pis kılıklı olan Rasputin’den etkilenmeye başladı.

       1905 senesinde Çar’ın küçük oğlu Alexei’nin ölümcül olan hemofil hastalığını duydu.Bu hastalığa hiçbir çare bulunamıyordu. Alexie bir gün attan düşüp yaralanınca doktorlar çocuğun ölmesine kesin gözü ile bakıyorlardı. Çar ve karısı oğullarının bu durumu karşısında çaresiz kaldılar. Ünü günden güne yayılan Rasputin’i saraya davet ettiler. Rasputin çocuğun ağrısını ve kanamasını  ona dokunarak ve dua ederek dindirdi. Çar ve Çariçe olanlara  inanamıyordu.  Rasputin artık halk tarafından iyice peygamber gibi görülmeye başlanmıştı. Ancak Alexei’nin  hastalığı tam anlamıyla geçmiş değildi. Alexei’nin her nöbetinde Rasputin saraya çağırılıyor ve onu iyileştiriyordu. Rasputin’in saraya bu kadar gidip gelmesinin ardından , sarayda kalmasına karar verdiler. Çariçe  Alexandra, bu yaşanan olayların ardından, Rasputin’in, Alexis’i iyileştirmek için ve Tanrı tarafından gönderilmiş bir aziz olduğuna inanmaya başlamıştı. Rasputin’e hayranlık duyuyor ve oğlunu iyileştiren bu adamın aracılığıyla Tanrının kendisiyle iletişme geçtiğini düşünüyordu. Aradan kısa bir zaman geçtikten sonra  Rasputin’in Çariçe ve onun kızları ile ahlaksız ilişkiler yaşadığı dedikodusu tüm Rusya’yı sarmıştı.Rasputin ise bu dedikoduları haklı çıkarmak adına elinden gelen her şeyi yaptı. Halk arasında ve içki masalarında Çariçe ve kızları ile maceralarından sıkça bahsetmeye başlamıştı.Dedikoduların yayılmasının ardından gizli polis olanları duyup Rasputini Çar’ın karşısına çıkarır. Nikola ona sürgün cezasını uygun görür ve bunun ardından Rasputin şehri terk eder etmez, Alexis yeniden hastalanmaya başlar. Rasputin  hemen geri çağarılır ve çocuğu iyileştirir. Çar ve Çariçe artık Rasputine mecbur hale gelmiştir, bu durumu fırsat bilen Rasputin her konuda isteklerini dayatmaya başlar. Ekonomiden, politikaya kadar birçok alanda hükmetmeye başlar. Saraydaki aşırı haraketleri Çar dahil olmak üzere herkesi rahatsız etmeye başlamıştı. Rasputin’in politikaya olan etkisi diğer politikacıları da huzursuz etmeye yetmişti. Aile ile hiçbir bağı olmayan bu adamın yaptırım gücüne herkes hayret etmeye başlamıştı. Cinsel yaşamındaki aşırlıklar ve bunları göz önünde  yaşaması da halkı öfkelendiren son olay olmuştu. Rasputin’in bir rahibeye  tecavüz ettiği bile  rivayet edilir. Halk arasında huzursuzluklar giderek çoğalmıştı. Ortodoks Kilisesi de kendini peygamber ilan eden bu adamın bir din adamı değil, dini istekleri doğrultusunda kullanılan bir şeytan olduğunu iddia etmeye başlamıştı. Attığı her adımı olay olan Rasputin alay konusu haline gelmişti. Halkın gözünde  ilahi güce sahip bir aziz değil, şarlatandı. Rasputin’in sözünü dinleyen Çar’a ise git gide tepkiler artıyordu. Bu arada I. Dünya Savaşı patlak vermişti. Rasputin ise bu savaşta Almanya ile barış yapılmasını istiyor ve bu konuda Çar’a baskı yapıyordu. Savaşa karşı olan Rasputin, Rusya için bu durumu hem felaket olarak görüyor hem de ahlaki açıdan onaylamıyordu. Cinselliğe ve içkiye  kendini iyice kaptırmıştı. Rusya’nın savaştaki başarısızlığından Rasputin sorumlu tutuluyor ve vatana ihanet etmekle  suçlanıyordu. Bu arada Raspuntin kendine bir vahiy geldiğini ve ordunun başına Çarın kendisi geçmezse savaşı kaybedeceklerini gördüğünü söyledi. Raspuntin’in dediği yine yapıldı ve  II. Nikolay’ın ordunun başında cepheye gitmesi üzerine, Rusya’nın içişlerinin sorumluluğunu ,Rasputin’in elinde kukla olan, Çariçe Aleksandra üstlendi. Çar’ın saraydaki yokluğunda Rasputin’in Çariçe Alexandra üzerindeki etkisi iyice arttı. Klise görevlilerinin tayinlerinden, kabinedeki bakanların seçimine kadar her konuda fikir sunmaya başlamıştı. Çariçe’nin baş danışmanı haline gelmiş ve hükümetin kadrolarına kendi seçtiği kişileri yerleştirmeye  başlamıştı. Bu olayın sonu felaketle sonuçlanmıştı. Çarın başında olduğu ordu yenilgiye uğramış  Rasputin’e düşman olan politikacılar ve Ortadoks Kilisesi Saraydan desteğini çekmişti. Rasputin’i öldürüp Rusya’yı  felaketlerden kurtarmak amacıyla birçok plan yapıldı. Bu planların sonucunda Rasputin 30 Aralık 1916 günü öldürüldü. Rasputin’in ölümü ,yaşamıdan  çok daha  esrarengiz olmuştu. Politikacıların Rasputin’e duydukları rahatsızlık artık had safhaya ulaşmıştı. Şarlatan olarak adlandırılan bu adamın ortadan kaldırılması gerektiğini düşünen hanedan mensubu Prens Felix Yussupov ve birkaç kişi ile büyük bir komplo hazırlandı. 29 Aralık 1916 gecesi, Rasputin, prens tarafından içki içmek için davet edildi. İçine siyanür olan kurabiyeler hazırlanmıştı.  Kurabiyelerin  içerisindeki zehir dozu bir insanı öldürecek miktarda olsa da işlerini garantiye almak adına içeceği şaraba da siyanur konuldu. Rasputin iki kurabiye yedi ve şaraptan da bir bardak içti. Ancak aradan zaman geçmesine rağmen herhangi bir etki olmamıştı. Paniğe kapılan Yussupov  odadan çıktı ve  arkadaşlarının yanına gidip planın işe yaramadığını söyledi. Rasputin’i silahla öldürmeye  kara verdiler . Yussupov, Rasputin’in yanına gitti ve bir el ateş etti. Rasputin yere yığılmıştı. Yussupov işi başardığını düşünerek arkadaşlarının yanına gitti. Ancak Yussupov’un içinde bir tedirginlik vardı, yerde yatan Rasputin’in yanına gitti. O esnada Raspuntin gözlerini açtı ve Yussupova bir şeyler söyledi. Odaya giren Yussupov’un arkadaşı kendi silahı ile Rasputin’e ateş etti. Silatan çıkan kurşun Rasputin’nin böbreğine denk geldi. Öldüğünü düşündükleri Rasputin’i bir çarşafa sararak araca taşıdılar. Arabada bekleyen gizli İngiliz servisinden bir ajan kapıyı açmak için dışarı çıktı. O esnada Rasputin’in hareket ettiğini fakettiler. Ölmediğ anlaşılan Rasputin’i sopayla dövüp   bedenini buzlarla kaplı Neva nehrine attılar. Nehre atıldıktan 14 saat sonra Rasputin’in cesedi bulundu. Ertesi gün ceset çıkarıldığında, Rasputin’in hemen ölmediği, boğulmadan önce bir süre suda çırpındığı anlaşılmıştı. Halkın öfkesi, Rasputin ölmüş olmasına rağmen hala dinmiş değildi. Şubat Devrimi sırasında cezasını bulmadığı düşünülerek cesedi mezarından çıkarıldı ve yakılarak imha edildi.

Hakkında kutsalsozluk

Şuna da bir bak

NAMORATUNGA: TAŞIN İNSANLARI VE ANTİK ASTRONOMİK GÖZLEMEVİ

      Güney Afrika’da büyüleyici ve tarih öncesi Avrupa ile ilgisiz kendine has, tamamen …

Bir Cevap Yazın

online alışveriş 

Web Tasarım  

Web Tabanlı Yazılım

Web Tabanlı Program

E-Ticaret sitesi fiyatları  

E-Ticaret sitesi  

sanal ofis  

sanal ofis ankara  

sanal ofis ankara  

Sanal ofis  

Hazır ofis ankara  

Kiralık ofis  

Sanal ofis  

Kiralık ofis  

Sanal ofis  

Yasal adres ankara  

Sanal Ofis  

Sanal ofis  

Sanal ofis Ankara  

Ankara sanal ofis  

Sanal ofis  

Sekreterlik hizmeti  

Sanal ofis  

Sanal ofis  

Sanal ofis Ankara  

Sanal ofis  

Sanal ofis Ankara  

sanal ofis ankara  

sanal ofis  

hazır ofis kiralama  

sanal ofis kiralama  

raf sistemleri  

sanal ofis   hazır ofis kiralama  

sanal ofis kiralama  

sanal ofis ankara  

sanal ofis ankara